ANNE BABALARA ÖZEL.....         

1. Çocuk olmanın nasıl bir şey olduğunu hatırlayın. (iyisiyle - kötüsüyle) O yaştayken siz neler hissederdiniz?
2. Anne babanız sizinle ilgilenemeyecek kadar meşgul olduğunda ne düşünürdünüz? Çocuğunuza zaman ayırın,böylece hayatlarını şekillendirirlerken onların yanında olur ve ellerinden tutarsınız.
3. Yalan söylediğinizde ve anne babanızda yalanınızı yakaladığında onların size nasıl davranmasını istemiştiniz? Peki ya anne babanız size yalan söylediğinde?........
Çocuğunuza dürüst ve açık davranın
4. Anne babanız birbirleriyle tartıştıklarında üzülür müydünüz?
5. Sizi yanlarında özel bir yere götürdüklerinde nasıl mutlu olmuştunuz?
6. Anne babanızla yemek yediğiniz sofraları hatırlayın. İyi günleri (nedenlerini) ve kötü günleri (nedenlerini) hatırlayabiliyor musunuz?
7. Yatma zamanlarınızı hatırlıyor musunuz?
8.İlk kez kız ya da erkek arkadaşınızla dışarı çıktığınızda ne kadar heyecanlandığınızı hatırlıyor musunuz?
9. En kötü öğretmenlerinizi hatırlamaya çalışın, şimdi çocuğunuzun şikayetlerini anlayabiliyor musunuz?
10. En iyi öğretmenlerinizi hatırlayın, böylece ona okulun ne kadar güzel bir yer olduğunu anlatabilirsiniz.
11. Çocuklarınıza öyle davranın ki büyüyüp evden gittikten sonra sizi görmek için geri gelsinler!
12. Onlara bağırmayın. Size bağırıldığında neler hissettiğinizi aklınıza getirmeye çalışın.

13. Her gün çocuğunuza “özel bir zaman” ayırın; 15-20 dakika yalnızca onların sizinle birlikte yapmak istedikleri bir şey yapın.
14. Onlarla konuşurken yumuşak bir ses tonu ile konuşun sizi daha iyi duyacaklardır.
15. Verdiğiniz sözleri her ne pahasına olursa olsun tutmaya çalışın.
16. Ona, “seni seviyorum” demekten utanmayın, çekinmeyin.
17. Onu her gün en az bir kez kucaklayın.
18. Sizin için zor olsa da(!) dinledikleri müziği dinleyin.
19. Televizyonda her gösterilen programı seyretmesine izin vermeyin. Seyredebileceği programlar sizin kontrolünüzde olsun.
20. Ailecek oynanan oyunlara zaman ayırın.
21. Aileniz için bir anayasa hazırlayın ve şu maddelere yer verin;
DOĞRU SÖYLE
BAŞKALARINA SAYGILI OL
ANNE BABAYLA TARTIŞMA
BAŞKALARININ MALINA SAYGILI OL
ANNE BABANIN SÖYLEDİKLERİNİ HEMEN YAP
(şikayet etmeden ve öfkeyle kendini yere atmadan)
BİR YERE GİTMEDEN ÖNCE ANNE BABADAN İZİN AL
KULLANDIĞIN EŞYALARI İŞİN BİTTİKTEN SONRA YERİNE KOY
ÇEVRENDEKİLERE YARDIMCI OL
22. Koyduğunuz kurallara uyan çocuğunuzu takdir etmeyi sakın ihmal etmeyin. Farkına varılmayan iyi davranışlar tekrarlanmamaya mahkumdur.
23. Çocuğunuzun iyi davranışlarını, kötü davranışlarına oranla on kez daha fazla görün. Böylece onların kendilerini aşağı gören bir yetişkin yerine iyi yanları ile gurur duyan bir yetişkin olmalarını sağlarsınız.
24. Bir şeyi on kere söylemeyin, bir kez söylediğinizde yapılmasını sağlayın.
25. Çocuğunuzu asla öfkeliyken disipline etmeyin. Öfkeniz geçene kadar bekleyin.
26. Disiplin, çocuğunuzu cezalandırmak için değil öğretmek için bir araçtır.
27. Yalancılık ve hırsızlık suçları ile hiç vakit kaybetmeden ilgilenin.
28. Ne yapacakları, giyecekleri ve yiyecekleri konusunda emir vermekten ziyade seçenekler önerin. Onun yerine karar verirseniz, karar vermeyi öğrenmesini bekleyemezsiniz.
29. Çocuğunuzun okulu ile yakın ilişki içinde olun.
30. Karşılıklı güven, geçmişte yaşanan tecrübelere dayanır. Çocuğunuza, kazanacağı özgürlüklerin ne kadar güvenilir bir birey olduğu ile doğru orantıda olduğunu açıkça anlatın.
31. Anne babalar bir arada olmaya ve konuşmaya ihtiyaç duyarlar. Çocuklar anne baba otoritesini ikiye böldükleri zaman kendileri zararlı olacak bir güce sahip olurlar. Çocuğunuza verebileceğiniz en güzel hediye eşinizi sevmektir.
32. Çocuklar onlara yakıştırdığımız etiketlerle yaşarlar, onlara lakap takarken ya da aile arasında isim yakıştırırken çok dikkatli olmalısınız.
33. Bir çocuğun kendine olan güveninin gelişmesi yaptığı ödevlerin kalitesinden daha önemlidir.
34. Merakları doğrultusunda bir ustalık kazanmasına yardımcı olun.(spor, müzik vs.) Kendine güven kişinin kendisini “usta” hissetmesi ile bağlantılıdır.
35. Çocuklar toplumsal değerleri anne babalarını izleyerek öğrenirler, onlara örnek olmaya çalışmalısınız.
36. Çocuğunuzu cinsellik ve uyuşturucular konusunda kendiniz eğitin, sakın sorumluluğu okula bırakmayın. Bizim gençliğimiz ile onlarınkinin çok farklı olduğunu aklınızdan çıkarmamalısınız.
37. Hatalarından ders çıkarmalarına yardımcı olun; onları aşağılayarak ya da azarlayarak değil, kendinizi onların yerine koyarak onlarla konuşun.
38. Çocuklarınıza kendi kendileri için en iyisini beklemeyi öğretin.
39. Başına gelenler için başkalarını suçlamamayı erken yaştan itibaren aşılayın. Onun savaşlarını onun için savaşmayın ama savaşmadan anlaşabilme yolları olduğunu anlatmaya çalışın.
40. İş yapmak her çocuk için yararlıdır. Odasını ya da çantasını onun için toplamamalı ve asla çantasını taşımamalısınız.
41. Kardeşler arası sevgi bağlarının kurulmasında saygı çok önemlidir, çocuklarınıza başkalarının haklarına saygılı olmaları gerektiğini anlatın.
42. Çocuğunuzla aranızdaki sorunları çözümlemekte zorlanırsanız, sorunları görmezden gelmek yerine bu işin eğitimini almış profesyonellere danışmalısınız.
43. Hata yaptığınız zaman özür dilemekten çekinmeyin.
44. İyi anne baba olmak öğrenilmesi gereken bir sanattır, öğrenebileceğiniz her şeyi öğrenin.

ALINTI

 

 

                                 

 

              

ÇOCUKLARDA İNAT VE İNATLAŞMA

Kişinin belli bir neden olmaksızın bir harekette ısrar etmesi, düşüncesini ve davranışını

değiştirmemesi haline inat denir. İnat, çocuk gelişimi açısından bakıldığında, çocuğun

varlığını kabul ettirmesinin bir yoludur.

Çocuklarda inatlaşma her yaş döneminde görülebilir. Bağımsız birer birey olduklarının

farkına varmaya başlamaları ve dünyayı keşfetme merakları bu inatlaşma sürecini tetikler.

İnatlaşma sürecinde; çocuk size kendisinin bağımsız bir birey olduğunu, kendi tercihlerini

kendisinin yapabildiğini kanıtlamak istemektedir. Pek çok anne-baba bunun farkında

olmadığı için çocuklarıyla gereksiz yere çatışmaya girer ve kendilerini de çocuklarını da

yıpratırlar. Yaşanan inatlaşma süreci, anne-baba ve çocuk arasındaki bir iletişimsizliğin

başlangıç noktası olabilir ve bir kısır döngüyle son bulabilir. Hatta bazı çocuklar bunu bir

alışkanlık haline getirirler ve daha ileriki yaşlara da taşırlar. İnatlaşma karşılıklıdır, çocuk

inatlaşırken bunu tek taraflı yapıyor olamaz. İki taraftan biri yenik düşene kadar inatlaşma

sürer başka bir deyişle; siz pes edene kadar sizinle çatışmaya devam eder.

Bu dönemi atlatmanın temel yolu; çocuğunuzun neler yapabildiğini – yapamadığını 

bilmek ve bu becerilerini kullanması için sürekli onu yönlendirmektir. Bu yolla kendi

becerilerini fark eden çocuk, özgüven kazanacak ve aileye karşıda güven duygusu artacaktır.

İnatlaşma YaşandığındaHer şeyden önce bu durumda soğukkanlılığınızı korumaya çalışın. Derin bir nefes alın

ve içinizden "O sadece bir çocuk" deyin. Öfkeli bir tavır takınmayın, yumuşak ve uzlaşmacı

bir ses tonuyla konuşmaya özen gösterin.

Düşünün, ona hayır dediğiniz konuda ne kadar haklısınız? Eğer gereksiz yere hayır

demediğinize inanıyorsanız ses tonunuzu ve mimiklerinizi kullanarak ‘hayır’ınızla tutarlı

davranın.İnatlaşma sürecinde; ağladığı ya da öfkesini kontrol edemediği durumlarda çok

ilgilenmiyormuş gibi görünün ve ona “Sen sakin olunca konuşalım, sen böyle ağlarkenbağırırken seni anlamıyorum” diyerek hem kendinize hem de çocuğunuza düşünmek için

zaman tanıyın. Bir süre sonra yeniden istediğini elde etmek konusunda sizinle inatlaşmaya

başlarsa tepkisiz kalın. Bir kaç denemeden sonra vazgeçecektir.

İstediği şeyi neden yapamayacağınızı ona sakince ve basit bir şekilde açıklayın.

Tartışma sırasında çocuğunuzun duygularını tanımlayın. Örneğin “üzgün olduğunu

görüyorum” ”galiba anlaşılmadığını düşünüyorsun” vb. Böylece ilerleyen zaman içersinde

kendini duygularıyla ifade etme yolunu öğrenebilecektir.

Dikkatini dağıtmaya çalışmayın. Bu kandırıldığı hissini doğuracaktır. Unutmuş görülse

de konuya geri dönecektir.Yapmasını istemediğiniz şeye alternatifler sunabilirsiniz. Ona sadece “Dur-Yapma”

demeniz onu daha da gerginleştirecektir. Bunun için alternatiflerden yararlanarak “Onu yapamazsın ama şunu yapabilirsin” diyebilirsiniz bilmek ve bu becerilerini kullanması için

sürekli onu yönlendirmektir. Bu yolla kendi becerilerini fark eden çocuk, özgüven kazanacak

ve aileye karşıda güven duygusu artacaktır.

İnatlaşmanın Önlenmesi

İnattan çocukları korumanın yolları vardır. Çünkü inat doğuştan getirdiğimiz bir kişilik

özelliği olmaktan çok çevremizdekilerin etkisiyle kazanılmış bir özelliktir.

Çocuğun karşılanması gereken yemek, dinlenme, temizlik, sevgi gibi temel ihtiyaçlarının

zamanında ve düzenli olarak karşılanmalıdır.

İnatçı çocuğa inatçı bir yaklaşım gösterilmemelidir.

Çocuğun makul taleplerinin karşılanması gereksiz çatışmayı engelleyebilir. (Örneğin mavi

yerine Kırmızı renk kazak giymek isteyen çocuğa “hayır” dememek.)

Çocuğun inatla karşıladığı bir durumu, onun istediği doğrultuda yapıyormuş gibi

gösterebilirsiniz. Örneğin süt içmek istemeyen çocuğa “sütünü iç” demek yerine “sütünü

fincandan mı, yoksa kırmızı bardaktan mı içersin ?” gibi sözler sizi başarıya ulaştırabilir.

Çocuğa kararlı ve tutarlı, fakat mutlaka sevecen bir tavırla yaklaşılmalıdır. Her isteğine

“evet” denilemeyeceği sevecen bir tutumla kendine ve aileye olan güvenini yıkmadan

anlatılmalıdır.

Anne baba olarak çocuğunuzun öfkesini sükunetinizle ve sakinliğinizle çözebileceğinize dair

kendinize güvenin.

Okul Öncesi Dönemde Üstün Yetenekli Çocuklar ve Özellikleri             

 

“Üstün veya Özel yetenekli Çocuklar; Zeka, yaratıcılık, sanat, liderlik kapasitesi veya akademik alanlarda yaşıtlarına göre yüksek düzeyde performans gösterdiği; alan ve konu uzmanları tarafından tanımlanan çocuklardır. (*)

Üstün veya özel yetenekli çocuklar, yeteneklerini geliştirmek için özel eğitim ve faaliyetlere ihtiyaç duyan çocuklardır.

Bu çocuklar, bir veya birden çok alanda üstün veya özel yeteneğe sahip olabilirler. Takvim yaşlarının üzerinde bir gelişim düzeyi sergiler ve yaşıtlarına göre daha gelişmiş oyunlarla ilgilenirler. Oyunlarını; sahip oldukları liderlik özelliğinin bir getirisi olarak; kendileri kurmak isterler, kurdukları oyunlardan çabuk sıkılıp, yaşıtları oyuna daha yeni adapte olmuşken, onlar farklı bir oyuna geçmek isterler. Bu ve benzeri istek ve özellikleri nedeniyle, yaşıtları ile oluşturdukları oyun grupları içerisinde uzun süre barınamazlar ya da uyumsuz olarak gözlemlenirler. Bu gibi nedenlerle, büyüklerle iletişim kurmada daha istekli ve başarılıdırlar.

Meraklıdırlar ve sürekli sorular sorarlar. Daha çok, fen ve doğa olaylarına; hayvan davranış, tepki ve özelliklerine; yırtıcı ve vahşi hayvanlara ve yaşam koşullarına; sayılara ve sayı oyunlarına; kelimeler ve anlamlarına; sıvılar, kimyasal maddeler ve değişimlerine; mekanik aletlere, bu aletlerin iç dizaynları, parçaları ve çalışma prensiplerine; karşı yoğun ilgiye sahiptirler.

Gözlem güçleri yüksektir. Her an gözlem yaparlar.Gözlemledikleri ve ilgilerini çeken bir olayı mutlaka denerler. Bu denemelerin sayısı, üstün veya özel yetenekli çocuğun bilgileri beyninde kodlama şekline ve doyuma ulaşmasına göre artarak değişiklik gösterir. Öğrenme amaçlı olan bu denemelerin sayısı artarak tekrara dönüşürken, üstün veya özel yetenekli çocuk, tekrarladığı denemelerin hepsinde de, gözlemlediği ya da algıladıklarıyla yetinmez ve kendinden, çevresinden bir şeyler katarak devam eder. Taa ki; doyuma ulaşıncaya kadar.

Merak ettikleri konular üzerinde araştırmacı ve hırslıdırlar.Üstün veya özel yetenekli çocuklar, deneyerek öğrenme ve model alma yoluyla öğrenmeyi seçtikleri için, yakın çevresinde ya da tv de gördüğü bir davranış ya da olayı, ne kadar gerçek dışı olsa da, mutlaka deneme ve sonuca ulaşma isteğindedirler, ısrarcıdırlar. Bu deneme isteklerinin engellenmesi ya da ertelenmesi durumunda hırçınlaşırlar ve asla vazgeçmezler.

Fikir ve düşüncelerini mutlaka ifade etme ve kabul görme ihtiyacı içindedirler. Yönlendirme ya da öğretileri sevmezler. Onlara yöneltilen soruları cevaplamak ya da hazır bilgileri dinlemek yerine soru sormayı ya da anlatmayı tercih ederler. Özellikle ebeveynleri ve yakın çevresi tarafından, fikirlerinin dinlenildiğini ve fikirlerine önem verildiğini hissetmeleri, üstün veya özel yetenekli çocuklar için; duygusal gelişimleri açısından olduğu kadar, zihinsel gelişimleri açısından da oldukça önemlidir. Düşüncelerini ifade ederken, aradaki boşlukları fark edip, tamamlama fırsatı da bulacaklardır. Böylelikle, ihtiyaç duydukları anda onlara; yönlendirme yerine, rehberlik yapılarak, gelişimlerini, olumlu yönde destekleme fırsatları değerlendirilebilinir.

Hafızalarını çok iyi kullanırlar. Düşünme ve yorumlama yetenekleri yaşıtlarına göre daha farklıdır.Algılama düzeyleri çok hızlıdır. Bu nedenle tekrarı sevmezler ve sabırsızdırlar.Önceden öğrendikleri bilgileri, yeni durumlara çok iyi transfer ederler. Olaylar arasında, kendilerine özgü olarak kimi zaman gerçeğe yakın, kimi zaman ise olağanüstü kodlamalar ve bağlantılar kurarlar.

Resim ve müziğe karşı ilgileri yüksektir.Bu alanlardan birinde ya da ikisinde de özel yeteneğe sahip olabilirler. Yaptıkları resimlerinde, renkleri kullanma tarzları ve yaratıcı güçlerini ortaya koyma biçimleri oldukça farklı ve ilgi çekicidir. Ritm duyguları gelişmiştir. Yeni duydukları bir müzik parçasını inanılmaz bir hızda kavrayıp, aynı şekilde ifade edebilirler.

Yaratıcı yetenekleri, hayal güçleri başkalarının ilgisini çekecek oranda yüksektir. Bu güçlerini her zaman ortaya koyarlar. Kimi zaman, orijinal ve etkileyici fikirler üretip, olağanüstü yorumlarda bulunarak, yaratıcı düşünce yetilerini sergilerler, kimi zaman da yaptıkları sanat çalışmaları (artık materyallerle yeni bir ürün oluşturma vb.) ve resimlerde çıkış noktaları ve bunları ifade etme biçimleri ile yaratıcı yeteneklerini ortaya koyarlar.

Duygusal anlamda yüksek duyarlılık gösterirler. Başkalarının duygu ve düşüncelerine önem verirler. İletişime girdikleri kişilerin duygu ve düşüncelerini anında algılama ve yorumlama yeteneğine sahiptirler.Sanıldığının aksine, kibirli ve ulaşılmaz davranışlar sergilemezler. Paylaşıma her zaman açık ve yardımseverdirler. Hatta arkadaş grubu içerisinde, yardıma ihtiyacı olan arkadaşlarına, talep gözetmeksizin yardıma hazırdırlar. Duygusal anlamda yüksek duyarlılığa sahip olmanın olumsuz bir getirisi olarak, kendilerinde var olan yetenekleri sergilemekten sıkıntı duyabilirler.

Yukarıda verilen bilgiler ışığında; Üstün veya özel yetenekli çocuklara karşı yaklaşımda hassas olmak ve bu çocuklarda var olan özelliğe göre birebir tutumlar geliştirmek daha sağlıklı ve olumlu olacaktır.

Üstün veya özel yetenekliliğin de bireysel bir özellik olduğu unutulmamalı, bu türdeki çocukları iyi tanımalı ve asla onlara üstün veya özel yetenekli oldukları için değerli oldukları, gibi yanlış bir tutumla yaklaşılmamalıdır. Hatta “üstün” ifadesi, kendilerinin diğerlerinden farklı olduğunu hissettireceği ve olumsuzluk hissine kapılacakları göz önünde bulundurularak, onlara karşı kullanılmamalıdır.

Her şeyden önce bir birey oldukları ve birey olmanın getirisi olarak, farklılıkların olabileceği hissi verilmelidir. Başarılı oldukları ya da olacakları için değil, bir birey olarak, her halükarda, onlara değer verildiği, tam anlamıyla hissettirilmelidir.

 

 

 

                          

    RÜŞVET KARŞILIĞI YEMEK YEME......

 

 

Her anne çocuğu için her şeyin en iyisini ister ve bunu sağlamaya çalışır. Bu çabalardan biri de yemekle ilgilidir.Yemek yeme alışkanlığı doğru bir biçimde kazanılması gereken bir alışkanlık olmasına rağmen evlerimizde bununla ilgili sorunlar yaşanmaktadır.Öncelikle yemek yemek neden bir soruna dönüşür bunu saptamaya çalışalım.
Çocuklar bizim sandığımızdan daha gelişmiş varlıklardır ve bizim duygularımızı kullanmayı da çok iyi bilirler.Bilirler ki yemek yemezlerse anneleri üzülür ve onlara rüşvet verirler. “Yemeğini güzel yersen parka gideriz, tabağındakini bitirirsen çikolata yiyebilirsin, bu yudumu da al bak, televizyonu açacağım.” gibi. Ucunda çifte kazanç olan bir eylem planını güzelce uygularlar, elbette ki 2 yaşındaki bir çocuğun bu davranışı sezgiselken 5 – 6 yaşındaki bir çocuğun davranışı son derece bilinçli olmaktadır.Bu nedenle yemekle başka şeyler arasında ilişki kurmanız hiçbir şekilde doğru değildir. Yemek yapmak bizim sorumluluğumuz yemek ise çocuğumuzun sorumluluğudur. O’ na bu sorumluluğuna sahip çıkabilme fırsatı vermeliyiz. Aksi taktirde çocuğumuz yanlış mesajlar alacak ve yanlış genellemelere ulaşacaktır.

 

 

Örneğin:
Mesaj 1: Yemek yemezsen ben üzülürüm (Anne)
Genelleme: Yemek yemezsem annemi üzerim, onu üzmek ve cezalandırmak istediğimde yemek yemem. (Çocuk)

 

Mesaj 2: Yemek yemen için elimden geleni yaparım. (Anne)
Genelleme: Annem nasılsa bana rüşvet verecek, biraz direneyim de kazançlı çıkayım. (Çocuk)

Mesaj 3: Sen yeter ki ye bunun karşılığını veririm. (Anne)
Genelleme: Her şeyin bir karşılığı var, o zaman bunu her zaman kullanmalıyım. (Çocuk)

Genelleme Çıkarlarımı gözetmeliyim, her fırsatı değerlendirmeliyim. (Çocuk)

Unutmayalım ki çocuklarımız hep 3. yaşında kalmayacaklar. İlerleyen zamanda bu masum rüşvetler, önemsiz tavizler bizim için ciddi sorunlar ve tehlikeler oluşturacaktır.

Yemek yemeği rüşvet karşılığı yapan çocuğumuz aynı beklentiyi ders çalışmak için ya da başka şeyler içinde bekleyecektir. Bu durum, bu noktaya geldiğinde anne baba olarak , hem çok çaresiz hem de gerçekten zor durumda olacağız. Bunu engellemek bugünden takındığımız tavırla ilgilidir.O halde nasıl davranmalıyız?
Öncelikle onun bir birey olduğunu kabul edelim. Örn: 6 yaşındaki Ece “ben acıkmadım” dedi. Peki kızım “acıktığında aynı yemeği ısıtırım” (Başka seçeneği olmadığını anladı.)Bu kabul ediş onun özsaygısının gelişmesine ve özgüvenin oluşmasına da katkı sağlayacaktır.

Gereksiz müdahalelerden kaçınalım. Hadi oğlum çabuk ye, dikkat et dökeceksin, doğru ye yemeğini” gibi. Bu müdahaleler çocuğun yapmakta olduğu eylemle ilgili olumsuz duygu ve düşünce geliştirmesine yol açacaktır. Çocuklarımız karşısında kararlı, ne istediğini bilen ve kendinden emin bir tavır sergilememiz halinde o, sınırın nereye kadar gideceğini hemen anlayacaktır. Onlar bizim sandığımızdan çok daha gelişmiş ve akıllılar.

Biz ebeveyn olarak kararlı davranır ve tutarlı olursak yaşadığımız sorunlarda o kadar azalacaktır.

Web Tasarım EMR Yazılım